#65144
Yer üzünün yaradılma müddəti neçə gündür?

Soru 175: [De ki: Gerçekten siz, yeryüzünü iki günde yaratanı mı inkâr ediyorsunuz? Ve Ona eşler mi kılıyorsunuz? İşte O, âlemlerin Rabbidir. Ve orada, yukarıdan revasi (sabitleyiciler) oluşturdu. Ve orada bereketler kıldı. Orada bulunanların besinlerini (rızıklarını), dileyenler için eşit olarak dört günde takdir etti. Sonra onu göğe kadar kurdu ve o duman (gibi) idi. Sonra da ona ve yeryüzüne: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler. Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı. Her göğe kendi emrini vahyetti. Ve dünya göğünü kandillerle süsledi ve onu korudu. İşte bu, Azîz ve Alîm olanın takdiridir.] (Fussilet 9-12)
Yeryüzünün yaratılma süreci ve onun dört günlük rızkı niçindi, oysaki gökler daha büyük olmasına karşın göklerin yaratılışı iki gündü?

Cevap:
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’adır. Allah’ın salat ve selamı Muhammed ve Al-i Muhammed, İmamlar ve Mehdiler üzerine olsun.
Allahu Teala buyurmuştur: [De ki: Gerçekten siz, yeryüzünü iki günde yaratanı mı inkâr ediyorsunuz? Ve Ona eşler mi kılıyorsunuz? İşte O, âlemlerin Rabbidir.]
O, yeryüzünü bir günde yarattı ve onun rızkını da bir günde yarattı, yani yeryüzü ve onun içindeki cansız şeyleri tek günde ve yeryüzünün üzerindeki canlı şeyleri (bitkiler ve hayvanlar) de diğer bir tek günde yarattı.
Ve Aziz olan buyurmuştur: [Ve orada, yukarıdan revasi (sabitleyiciler) oluşturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada bulunanların besinlerini (rızıklarını), dileyenler için eşit olarak dört günde takdir etti.]
[Ve orada, yukarıdan revasi (sabitleyiciler) oluşturdu]: Onlar (sabitleyiciler), dağlardır ve onlar, bedenler alemindeki ilk gün içinde yer alır, yani onlar (dağlar), (yeryüzü) içinde, yukarıdan (yani gökten) tecelli etti. Ya da, yeryüzünden çıkan şey, yani onun üzerinde olan dağlar, yeryüzünün içinde gömülü olan şeyden çok daha azdır, demektir. Yani, dağın üçte ikisinden fazlası, yeryüzünün içinde gömülüdür. Ve bu yüzden onlara revasi (sabitleyiciler) denilir, yani onlar yeryüzünün sabitlenmesinin (irsa) sebebidir. Sanki onlar yeryüzünün onu sabit tutan kazıklarıymış gibi.
[Ve dağlar onun kazıklarıdır]: Yani, yeryüzünün yüzeyini sabit tutar ve onun (yeryüzünün), devamlı olan yeryüzünün içinin hareketiyle birlikte hareket etmesini engeller ve Allahu Teala buyurmuştur: [Ve dağı görürsün, onu hareketsiz sanırsın. O, bulut gibi hareket eder. Herşeyi sağlam yapan Allah’ın yaratmasıdır. Muhakkak ki O, yaptıklarınızdan haberdardır.] (Neml 88)
Yani o ancak, yeryüzünün hareketi ile birlikte hareket eder. Dolayısıyla o, yeryüzünün yüzeyini, yeryüzünün içinden gelen dengesizlikten ve ayrılmadan/kopmadan korur ki, böylece, yeryüzünün hareketi dengelenir.
[Ve orada bereketler kıldı]: O, sudur. Gökten inen bereket ve o bedenler alemindeki ilk gündendir: “O ülkenin halkı eğer iman etselerdi ve takva sahibi olsalardı elbette onlara gökten ve yerden bereketler (bolluk) açardık. Fakat onlar yalanladılar. Böylece kazandıklarından dolayı onları aldık.]
[Orada bulunanların besinlerini (rızıklarını), dileyenler için eşit olarak dört günde takdir etti]: Bu bedenler aleminde iki gün vardır: yeryüzü ile suyun bir günü ve canlıların (bitki ve hayvanlar) bir günü.
Ve O Tealanın [dört gün] sözü, Revasiden (dengeleyeciler) dolayıdır ve onlar bu bedenler alemindendir, onlar mükemmel göğün zuhurudur ve onlar evrenin sabitleyicileridir.
Ve Allahu Teala’nın [yukarıdan] sözü(ne gelince), yani gök, onun içinde tecelli etmiştir. [Ve onunla bereketler bahşetti]: Ve bu bedenler alemindeki bereketler; sudur ve o, altı göğün bereketlerinin zuhurudur ve bereketler gökte, ilimdir.
Bu iki emir: [Ve orada, yukarıdan revasi (sabitleyiciler) oluşturdu] ve [orada kıldı]: Bu ikisi, yedinci mükemmel gök ve 6 ideal gök için, iki gündür.
[Sonra onu göğe kadar kurdu ve o duman (gibi) idi. Sonra da ona ve yeryüzüne: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler. Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak tamamladı. Her gök katına kendi emrini vahyetti. Ve dünya göğünü kandillerle süsledi ve onu korudu. İşte bu, Azîz ve Alîm olanın takdiridir.]
[Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı]: Ve o, yedinci mükemmel göktür ve altı ideal gök ve bedenler göğü de (yani güneşi ve gezegenleri dahil eden geniş anlamdaki yeryüzü); ondan daha aşağıdadır.
O, yedincisini, bir günde ve Melekutu (6 göğü) bir günde yarattı. Ve bedenler göğünü de bir günde, ve her göğe kendi emrini bir günde vahyetti.
Bir günde, yedinci gökte emri vahyetti ve bir günde Melekutta (6 gökte) emri vahyetti ve bir günde Mülkte (saltanatta) emri vahyetti.
Yani (gökler ve yeryüzü), iki günde tamamlandı, yaratım için bir gün, emir için bir gün.
[Ve dünya göğünü kandillerle süsledi ve onu korudu]: Ve bu, yeryüzünün ilk gününü takip eder, zira dünya göğü, iki göğe ayrılır ve onlar şunlardır: “ilk ideal gökyüzü” ve “cismani (bedenler) aleminin göğü”. Onlar, ilk göğün, cismani bedenler alemi ile olan bağlantısı ve direkt yönetimi ile olan bağlantısı aracılığıyla, bir yönden, tek göktür.
Ve iki gök: zira ilki, bedenlerin melekutudur (sahipliğidir). Onların ikisi de, dünya göğü diye ifade edilir. Zira ilk gök, bedenler melekutudur (sahipliğidir) ve onlar tamamiyle bağlantılıdır. Dolayısıyla, ilk gökteki ruhlar, ki onlar, dünya aleminde bedenleri yönetirler, size insan ruhu ve bedeni arasındaki bir ayrımı göstermezler! Ve aynı zamanda, size insan ruhu ve bedeni arasındaki farkı da göstermezler!
Ve söylenilen şey (sayesinde), altı göğün ne olduğunu bileceksiniz.
Yedinci gök; bir günde yaratıldı ve onun rızkı (emri) da bir günde yaratıldı. Ve altı gök de; bir günde yaratıldı ve onların rızkı (emri) da, bir gündedir. Ve yeryüzü (ki ‘cismani’ bedenler alemi onunla birliktedir); bir gündedir ve onun rızkı da bir günde yaratılmıştır.
Ya da yaratılmış nur ve onun emri, iki günde, ve örnek (Melekut), iki günde yaratıldı ve Mülk (sahiplik), (bedenler) ve onun rızkı da vb iki günde yaratıldı.
Ve dikkat etmelisiniz ki, ilk gök, dünya göğünün sonudur. Yani, dünya göğü, bedenler aleminin içinde başlar ve ilk ruhani Melekuti alemde (ilk gökte) biter, yani onun sonu bağlantı noktasıdır ve onun sonu ya da bağlantı noktası, ilk göktür ve Ziyaretül Camia’da (geçer ki), “…ve Allah’ın Dünya ve Ahiret (son) ve Ula (ilk) ehline Hüccetleri…”
Ve Kuran’da (geçer): [Ve O Allah’tır ki; Ondan başka İlâh yoktur. Ula’da (ilkte) ve ahirde (sonda) hamd, Ona aittir. Ve hüküm, Onundur. Ve Ona döndürüleceksiniz.] (Kasas 70) Ve Allahu Teala (buyurmuştur): [Ve andolsun ki, ilk neş’eti (yaratılışı) bildiniz, hâlâ tezekkür (tefekkür) etmiyorsanız.] (Vakıa 62)
Ve ulada (ilkte) bir alem vardır: Zerreler ve Ricat ve orada ruhlar vardır. Dolayısıyla, Resulullah’ın (saa) buyurduğu gibi, Allah Azze ve Celle, onu yarattığından beri, bedenler alemine bakmamıştır. Önem odağı, bedenler aleminin sonundan başlar. O, dünya göğünün sonundadır ve ayrıca bu, ilk göğün ucudur.
Ve Allahu Teala buyurmuştur: [Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz.] (Müminun 17): Ve yedi yol, ilk gökten yedinci göğe kadar (yedi gök)tür. Ve dünya/bedenler göğü, ondan değildir. Zira, o (bedenler göğü), bizim üzerimizde değildir, bilakis biz onun içindeyiz, o bizi çevreler ve o altımızda, üstümüzde ve dünyanın her tarafındadır: [Azabı senden acele istiyorlar. Muhakkak ki cehennem, kâfirleri mutlaka ihata edicidir (kuşatıcıdır)] (Ankebut 54) Ve size bu yerde niçin bu ayeti zikrettiğim açıklanacaktır.
Ve bu şu anlama gelir ki, gökler, bu detayla sayılmış olsaydı, sekiz olacaktı yedi değil, bilakis, (bedensel) cismani dünya (alem) (ile sekiz olur), zira o, ilk gök ve bedenler göğünden olan dünya, göğünün parçasıdır. Dolayısıyla ula (ilk) veya Dünya zikredilirse, o da dahil olur. Zira o (cismani alem), onun parçasıdır ve onu takip eder.
Ve bedenler göğü, bir seferinde (yeryüzüne) katılır ve bir seferinde ise (dünya göğüne) katılır. Zira o, onun ayna tarafıdır. Ve bedenler göğünde, yeryüzü ve tüm yedi yer vardır ve yedincisi cehennemdir. Aynı şekilde de, cennet ikinci göktedir, mevcut olan ilk şey ise, dünyalık cennettir ve o, Adem’in cennetidir, çünkü zikrettiğim gibi ilk (ula) dünya göğünün parçasıdır ve o, onun (dünya göğünün) melekutudur.
Ali bin İbrahim babasından, o da Ahmed bin Muhammed bin Ebi Nasr’dan, o da Hüseyin bin Meyser’den nakleder. Ebu Abdullah’a (as), Adem’in (as) cenneti hakkında sordum, o (as) da buyurdu: “Dünya cennetlerinden bir cennettir, (orada) güneş doğar ve ay da (doğar), eğer o ahiretin cenneti olsaydı, o asla oradan çıkmazdı.”
[Ve dünya göğünü kandillerle süsledi ve onu korudu]: Ve kandiller, kendilerine uyan kimseleri insanlara öğrettikleri öğretiler ve ilahi ahlaklar sayesinde, şeytanların fısıltılarından koruyan Peygamberler, Elçiler ve Halifelerdir.
Ve onların bedenler göğünde, gezegenler ve parlak güneşlerin yanındaki zuhuru ne de ilginçtir. Gökteki karanlık, ne kadar da çoktur ve karanlık kısma kıyasla, yıldızlar ne kadar da azdır. Yeryüzündeki gibi, Peygamberler ne kadar da azdır ve onlarla savaşmış, onlardan yüz çevirmiş ve onlara zafer vermemiş kimseler, ne kadar da çoktur. Dolayısıyla, daima Peygamberler, Halifeler ve ensarlar (zafer veren kimseler) azdır. Bedenler göğündeki, az sayıdaki yıldızlar gibi.
Ve büyük yörüngenin (yani alçalış yayının) hareketinin sonu ve onun ahiret yönüne olan yükselişinin başlaması (ile), bu bedenler alemi, yanan cehime (ateşe) dönüşecektir. Bu yüzden, yeryüzünün süslerini seçmiş kimselerin azabı, seçtikleri ve onun için Allah’a karşı günah işledikleri şeyin karşılığı olacaktır. Ya da, onların, onun içinde kalacaklarını söyleyin. Zira o, onların amelleri, eylemleri ve zulmünden çıkan cehennem olacaktır. Ve artık sana bu önceki ayetin durumu açıklanmış oldu: [Azabı senden acele istiyorlar. Muhakkak ki cehennem, kâfirleri mutlaka ihata edicidir (kuşatıcıdır)] (Ankebut 54)
Ve alçalış yayından (kavs-i nüzul), yükselişin (kavs-i uruc) başlaması sırasında, ricat alemi başlayacaktır ve o, İman’da saf olmuş kimse ve Küffar’da (inkarda) saf olmuş kimse için başka bir alem ve başka bir imtihandır. Ve ricat alemi, 12. Mehdi’nin krallığının sonundan başlar ve o, kendisi için Hüseyin’in (as) ortaya çıktığı Kaimdir.
[Sonra onu göğe kadar kurdu ve o duman (gibi) idi. Sonra da ona ve yeryüzüne: “İsteyerek veya istemeyerek gelin.” dedi. İkisi de: “İsteyerek geldik.” dediler. Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı. Her gök katına kendi emrini vahyetti. Ve dünya göğünü kandillerle süsledi ve onu korudu. İşte bu, Azîz ve Alîm olanın takdiridir.]
Ve onu öyle (Sümme/Sonra) diye okuyan kimsenin, Bedayı, yani O yeryüzünü yaratıp eşit olarak onun rızkını takdir ettikten sonra “Sümme/Sonra” göğe kadar kurduğunu ima ettiğini sanır.
Ve o, gerçekte bunu ima etmiyor fakat onun (Sümme/Sonra) anlamı, kısa ifadeleri değiştirerek, Tevbih/Azar’dır ve özellikle, yeryüzünün yaratılışı değildir, yani adı geçen ayetlerde tevbihi/azarı değiştirerek,
[Gerçekten siz, yeryüzünü yaratanı mı inkâr ediyorsunuz], şunu kastediyor: “Ve sonra O, onu göğe kadar kurmuş olan Kimse değil midir… öyleyse onu nasıl inkar ediyorsunuz”
Ve dikkat edin ki, bu son ayette, O, göğü ve yeryüzünü zikretti: [ve o duman (gibi) idi, O da ona ve yeryüzüne dedi ki: “İsteyerek veya istemeyerek gelin!”] Dolayısıyla, eğer yeryüzü, ondan önce yaratılmışsa, onu tekrar yaratmasının anlamı nedir (İstereyerek veya İstemeyerek gelin)?! Buradaki önemli nokta, resmin açıklamasının farklı bir şekilde ve farklı bir yönde olmasıdır, önceki ayetlerdeki şey vasıtasıyla [Gerçekten siz, yeryüzünü yaratanı mı inkâr ediyorsunuz…], detaylandırma ve Allah Azze ve Celle’nin bahşettiği bereketlerin zikredilmesi. Bu ayetler [Ve sonra göğe kadar kurdu…] yaratılışın durumu hakkında bir açıklamadır. Yani, bu ayetin açıklaması: [Şüphesiz, O bir şey dilediğinde, Emri “ol”dur ve olur!]
Ve bu aşamalar yani, yedinci göğün yaratılışı ve sonra altı göğün ve sonra bedenler aleminin (yaratılışı), bu sırada düzenlenmiş olmalıdır, çünkü onlar birbirlerine dayanırlar ve yedincisinden önce, altı göğü yaratmak imkansızdır, zira onlar (altı gök) yedincisinden yaratılmıştır, ve bedenleri de altı göğü yaratmadan yaratmak imkansızdır çünkü onlar altı gökten yaratılmıştır ve özellikle de onunla (bedenlerle) bağlantılı olan ilk şey ve ilk (ula), Zer alemidir ve o, Ricat alemidir, bizler Zerreler halinde yaratıldıktan sonra, oradan bedenler alemine girdik. Ve Ricat aleminde, bedenler aleminden oraya çıkacağız ve bu, alçalış yayıdır ki üç sütunu vardır, yükseliş yayının üç sütunu olduğu gibi ve böylece altı olacaktır ve onlar, Davud’un zırhı, Peygamberlerin zırhı ve halifelerin zırhıdır.
Yaratılış için, altı güne gelince: Onlar, yani günler, bir zaman müddeti değildir, fakat onlar aşamalardır yani altı aşamadır ve onlar anlamlı ve önemlidir, ilk aşama için her aşamanın kendinden önceki aşamaya dayanması amacıyla nurun yaratılmış olması ve onun emrinin ve sonra da Melekut ve onun emrinin ve sonra da bedenler ve onların rızkının (yaratılmış olması) gerekmektedir. Dolayısıyla, altı aşama kaçınılmazdır, yani ilk gün (ilk aşama) için, yedinci göğü yaratmak anlamlıdır ve ikincide (ikinci aşamada), onun emri yaratılır, çünkü onun emri ondan yaratılmıştır, böylece onun için bir aşama sonra gelip, ondan ve onun emrinden yaratılmak anlamlıdır. Örneğin, ilk’e (ki o dünyanın göğünün sonudur) kadar olan, altı göğün melekutunu (yaratıp), sonra da Melekuttan, onun emrini yaratmak (anlamlıdır), çünkü o (emir), ondan (melekuttan) yaratılmıştır. Böylece, üçüncü günde Melekut vardır ve dördüncüde onun emri vardır yani yedincinin yaratılışına dayanan Melekut (ilk gün) ve onun emri (ikinci gün)dür. Sonra da, üçüncü aşamada, Melekutu yaratmak kaçınılmazdır ve sonra da, dördüncü de, ondan (melekuttan) yaratılmış olduğundan dolayı, ona (melekuta) dayanan (melekutun) emrini yaratmak kaçınılmazdır. Ve beşinci ile altıncı için de, aynı şey geçerlidir. Yani O svt, bedenler alemini veya bedenler evrenini veya (geniş anlamda) yeryüzünü yarattı. Bu yüzden, o, bizim içinde olduğumuz yeryüzünü, tüm gezegen ve güneşleri içerir, sonra da, orada onun rızkını yarattı, zira o (rızık) ondan yaratılmıştır. Dolayısıyla, bitkiler yeryüzünden yaratıldı ve onun (yeryüzünün) üzerinde büyürler ve hayvanlar yeryüzünden yaratıldı ve onun üzerinde yaşar ve (yaşamaya) devam etmiş olurlar.
Ve bu altı gün ya da altı aşama kaçınılmazdır ve yaratılış, onu düzen içinde gerektirir. Bu yüzden, daha düşük olan daha yüksek olana muhtaçtır ve ona karşı fakirdir ve bedenler (Mülk/Sahiplik) ya da Şehadet alemi (gördüğümüz alem) Melekuta karşı fakirdir ve Melekut onu talep eder ve nura (mükemmel göğe) karşı fakirdir, yani başka bir ifadeyle: Onun tamamı iki günde yaratılmıştır, Allahu Teala’nın buyurduğu gibi: “Ve sonra O göğe kadar kurdu, ve o duman (gibi) idi. Ona ve yeryüzüne dedi ki: “İsteyerek veye istemeyerek gelin.” Onlar da dedi ki: “Biz itaati isteyerek geliyoruz” Ve Biz dünya göğünü kandillerle süsledik ve on korudduk. İşte bu, Azîz ve Alîm olanın takdiridir.]
Çünkü O, yedinci gökyüzünü ve onun emrini, iki günde yarattı ve ondan geriye kalanlar ve o, onun tecellisi ve zuhurudur. Ve yedinci gökte, takdir edilmiş olan şey, Melekutta olur ve Melekutta olan şey Mülk’te ve sizin gördüğünüz rüyada olur ve o bedenlerde olur. O, ancak Melekut’ta olmuş bir emirdir ve ondan sonra bedenler aleminde olmuştur.

Ahmed el Hasan (ə)
Müteşabihat Kitabı
S- L'Islam comme Religion ?

Salam, Le Rappel. S-10. Mahdi est un avertis[…]

Salam, Les bannières noires. E-13. Le Desce[…]

Y- Yamani et Yawmiates (Mémoires).

Salam, Les rêves qui m’ont aidé à mieux cerner[…]