By ansarmahdii
#400
Değerli Siyah Bayraklar Mensupları,

Ekteki resim, ofisin yeni yayınladığı bir bildiridir. Bu bildiri ile ofis, hükümet ile işbirliği içinde olup, tağutları nasıl da desteklediğini bir kez daha kanıtlamış olmaktadır.

the office disaster.jpg


Resimdeki yazının tercümesi:



Seyyid Ahmed El Hassan’ın Ofisi

Bismillah ElRahman ElRahim

Saygıdeğer Basra Valiliği, Siyasal Meclis Başkanı dikkatine;

Esselamu aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatu

Necef el Eşraf’taki Seyyid Ahmed el Hasan el Yemani’nin ofisi, resmi bir rica sunmaktadır. Ki böylece, ofis, Basra Valiliği’ndeki siyasal mecliste, resmi bir temsilciye sahip olabilsin. Zira, bizler öğreti aşılayan, İmam Muhammed bin Hasan a.s’a çağıran bir davetiz. Ve tüm Irak Valilikler’inde bir varlığa sahibiz. Ve buna istinaden, sizlere, Seyyid Ahmed Sadun Muhammed el Hanim’I takdim ederiz. O bizi, Basra Valiliği’nde temsil edecek ve resmi partilerde bizim ofisimizin resmi sözcüsü olacaktır.



Bu talep, ofisimizle, sizlerin saygıdeğer divanınız arasında, genel iyiliğe bir hizmet olması adına, işbirliği sağlamak amacıyla arz edilmiştir. Ve bizim popülasyonumuz ve sevgili ülkemiz Irak’ın hayrına arz edilmiştir. Ki böylece, resmi partileri duruşumuzla ilgili haberdar edelim, ülkemizin birlik ve beraberliğini korumak için, beraber çalışalım. Ve, tüm mezhep ve dinlerle beraber olan popülasyonumuzu, dini ve insanlığı olmayan düşmanlara karşı yapabileceğimiz şekilde koruyalım. Allah svt’dan, O’nu memnun eden herkesi muvaffak etmesini istiyoruz.

Takdir ile,

Seyyid Ahmed el Hasan a.s’ın Resmi Ofisi

Necef el Eşraf

1435 Hicri



Bu siyasi meclis, develetin bozulmuş olan sistemine aittir! Bir meclis ki, demokrasiye çağıran ve destekleyen! Bir meclis ki, Hz. Muhammed saas ve Ehlibeyt’ine (a.s) ve onların gerçek Şialar’ına zulmetmiş hükümet tarafından yürütülen! Bu meclis ve gibileri ve devlet sistemindeki herhangi birşey, İmam Ahmed el Hasan a.s’ın tanımladığı gibi tamamen, Deccal Amerika ve onun sistemini pohpohlayanlara aittir!

Nasıl olur da İmam Ahmed a.s, hükümetteki bir mecliste bir temsilci talep ediyor olur?! Siz Ansarlar, İmam a.s’ın dediklerini unuttunuz mu yoksa?!

Imam Ahmed El Hasan a.s, Cevab’ül Münir Kitabı’nda hükümetle işbirliği yapanı kınamıştır:

“Bazı polis ve muhafız mensupları vardır. Ki bunlar akıllarını başlarına toplamış ve hak olan çağrıya inanmışlardır. Ve bazıları, yüksek rütbelidirler. Hepsine dedim ki, adil olmayan kişileri, bölünmüş kuru hurma kadar bile desteklemeyiniz”

Ey ofisi destekleyenler, sizler daha ne kadar İmam a.s’dan uzaklaşacak, daha ne kadar zalimleri destekleyeceksiniz?!

“Cihad, Cennete açılan kapıdır” kitabında, Imam Ahmed El Hasan a.s demiştir ki:

“Ve Peygamberler ve Elçiler (a.s) arenasında pohpohlamaya ya da iltifata yer yoktur. Çünkü onların hedefi, birçoklarının tahayyül ettiği gibi, materyalistik zafer değildir. Bilakis, onların hedefi, Allah svt’ya zafer vermektir.
{İsa onların inkarlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” dediler} [Ali Imran 3:52}

Dolayısıyla, onları (a.s) hiçbir zaman zalimleri ya da münafıkları pohpohlarken bulamayız. Ne de materyalistik zafer için, bazı kafirlere iltifatta bulunduklarını… Bilakis, bunun tam tersini buluruz.”

Ayrıca, Imam Ahmed a.s yine aynı kitapta (“Cihad, Cennete açılan kapıdır” kitabında) demiştir ki:

“Fakat Ali (a.s) Muaviye’yi pohpohlamamıştır, bir saat bile! Ve onun yetkisinin hemen kaldırılmasına karar vermiştir. Çünkü Allah svt, bir saat bile tağutu, zulmünde bırakmayı Kabul etmez! Ve Ali (a.s) Şam’I kaybetmiş olabilir kati kararından dolayı, lakin, Allah svt’yı ve O’nun memnuniyetini kazanmıştır.
Aynı şekilde Hüseyin a.s da… O muhteşem ilahi devrimini 3 sene boyunca ertelemiş midir? Yani, Yezin bin Muaviye l.a’in ölümüne kadar? Eğer böyle yapmış olsaydı, mesele, Hüseyin a.s’ın lehine sonuçlanırdı. Ve materyalistik zafer o a.s için başarı ile elde edilirdi. Fakat o a.s, Allah svt’yı seçmiş ve tağutlar ve ihlalcilere yumuşak davranmamış, onları pohpohlamamıştır.

{O halde yalanlayanlara boyun eğme. İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.} [Kalem Suresi 68:8-9]

Ve bu günkü denge/denklem aynı dengedir. Onlara karşı yumuşak davranırsın, onlar da sana karşı yumuşak davranır. Sen Amerika’dan memnun olursun, Amerika da senden memnun olur. Sen Amerika’yı översin, Amerika da seni över. Ve aynı şekilde, sen Allah’ı memnun edersin, Allah svt da senin memnun eder. Sen Allah’ın projesini översin, Allah da seni över. Bu nedenle, kimi isterseniz onu övün. Amerikan meclisini ve Birleşik Milletler Amerika’yı övün. Belki sizi Nobel Barış Ödülü ile ödüllendirirler. Ya da daha yüksek bir merciiyi, Allh svt’yı övün.”

ولا مكان في ساحات الأنبياء والأوصياء (ع) للمداهنة والممالأة؛ لأنّ هدفهم ليس النصر المادي كما يتوهم كثير من الناس، بل هدفهم هو نصرة الله سبحانه وتعالى:
﴿فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ آمَنَّا بِاللَّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ﴾([130]).

فلا نجدهم (ع) داهنوا الظالمين أو المنافقين أو جاملوا بعض الكافرين ليحققوا نصراً مادياً بل العكس من ذلك تماماً…

“أمّا علي (ع) فلا يداهن معاوية ساعة واحدة ويقر عزله في الحال؛ لأنّ الله لا يرضى إقرار ظالم على ظلمه ولو لحظة واحدة وربما خسر علي (ع) الشام بهذا الموقف الحازم ولكنه ربح الله سبحانه وتعالى ورضاه.وكذلك الحسين (ع) فلو أخر ثورته الإلهية الكبرى ثلاث سنوات، أي حتى موت يزيد بن معاوية لعنه الله لاستقامت الأمور للحسين (ع) ولتحقق له النصر المادي، ولكنه اختار الله سبحانه وتعالى ولم يداهن الظالمين والفاسقين:

﴿فَلا تُطِـعِ الْمُكَذِّبِينَ * وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُـونَ﴾([131]).
والمعادلة اليوم هي نفس المعادلة تدهن فيدهنون، ترضى عن أمريكا فترضى عنك أمريكا، تمدح مشروع أمريكا فتمدحك أمريكا، وكذلك ترضى عن الله فيرضى عنك الله وتمدح مشروع الله فيمدحك الله، فأختر ما تريد أن تمدح في الملأ الأمريكي وفي الأمم المتحدة الأمريكية وربما يتفضلون عليك بجائزة نوبل للسلام، أو أن تمدح في الملأ الأعلى عند الله سبحانه وتعالى.

Ve o a.s, aynı kitapta şöyle diyor:

“Bu nedenle, onlar, hak pahasına, hatta bunu taşıdıklarından ötürü suçlanmalarına rağmen, hiç kimseyi pohpohlamazlar. Zira, geçmişte, İsa a.s’a, amelsiz alimlerin, Romalıları pohpohlamalarından ötürü kaybettikleri Beni İsrail yönetim hakkı için açgözlü demişlerdi.”

فهم لا يداهنون أحداً على حساب هذه الحقيقة وإن كانوا يُتّهمون بسبب حملها، فقديماً قالوا عن عيسى (ع): إنه طامع بملك بني إسرائيل الذي ضيعه العلماء غير العاملين بمداهنتهم الرومان

Ve Müteşabihat Kitabı’ndan İmam Ahmed a.s şöyle buyurmuştur:

“Ve bu yol, Allah’ın destekçilerinin kendi yoludur. Zira onlar ilk olarak kendilerinin tağuttan beri olduklarını duyururlar ki böylece inancın ve teslimiyetin önünde olsunlar. Aksi takdirde kişi nasıl Müslüman olabilir (Allah’a teslim olabilir) eğer Allah ve Elçisine karşı olan tağutları ya da inatçıları seviyor ve iltifatta bulunuyorsa? Hatta bu inatçı kişi aileden ya da soyundan olsa bile”

وهذا هو نهج أولياء الله أنفسهم فهم يتبرءون من الطاغوت أولاً ليبينوا أن البراءة من الطاغوت متقدمة وتسبق الإيمان والتسليم لله سبحانه وتعالى وإلا فكيف يكون الإنسان مسّلماً لله سبحانه وتعالى وهو يداهن أو يود الطواغيت أو يداهن أو يود معاند لله ورسوله وأن كان هذا المعاند من أرحامه أو عشيرته

Ve İmam Ahmed a.s, peygamber ve elçileri tanımlarken demiştir ki:

“Esasen, ben onları, bir saniye bile tağuta meyletmemiş, teslim olmamış ya da iltifatta bulunmamış, izzetli ve şerefli bir şekilde öldürülmüş, kesilmiş, çarmıha gerilmiş buldum ”

بل وجدتهم يقتلون ويقطّعون ويصلبون بعز وكرامة دونما لحظة خضوع أو مداهنة أو ركون لظالم

“O zaman Amerika’ya iltifat eden ya da pohpohlayan (dalkavukluk eden) kişiler için bir bahane, özür kalır mı?”

فهل بقي عذر لمن يمالئ ويداهن أمريكا

Ve siyasi arenada resmi bir temsilciye sahip olmakla, Allah’ın kanuna karşı tesis edilmiş kanunu Kabul etmiş olmayacaklar mıdır?!

İmam a.s buyurmuştur ki:

“Gerçek akideye zarar veren kimdir? Kafir Amerikalılarla savaşan ve onlara karşı cihadi farz yapan ve Allah’ın hakimiyetini kabullenen, masum ve Kuran haricindekini Kabul etmeyen, Kuran’ı, Peygamberi (saas) ve İmamlar a.s’ı ilkeleri edinen, bir söz ya da amelle onların önünden gitmeyen, İmam Mehdi a.s’a biat edip, ona zafer vermek isteyen, onun için ansarlarını hazırlayan ve bu aşağı dünyada riyazete çağıran, ahirete dönmeye çağıran ve bunun için cihada ve ve ve, çağıran mıdır ?!!! Yoksa, kafir Amerikalılar’ı pohpohlayan, demokrasiyi kabul eden, insanların hakimiyetini, seçimleri kabul eden ve insanların koyduğu kanunları ve ve ve, Kabul edenler midir?!”

من هو الذي يسيء للمذهب الحق ؟!!!
الذي يجاهد الأمريكان الكفرة المحتلين ويوجب جهادهم وقتالهم، والذي يقرّ حاكمية الله ولا يقبل إلاّ المعصوم والقرآن، والذي يلزم القرآن والرسول والأئمة (ع) شعاراً ودثاراً ولا يتعدّاهم بقول أو فعل، والذي يطلب النصرة والبيعة للإمام المهدي (ع) ويهيئ له أنصاره، والذي يدعو للزهد في هذه الدنيا الدنيئة والالتفات إلى الآخرة والسعي لها والذي … والذي …. ؟
أم الذي يداهن الأمريكان الكفرة، والذي يقرّ الديمقراطية وحاكمية الناس والانتخابات، والذي يقرّ الدستور الذي يضعه الناس والذي … والذي … ؟!!!

Ve resmi Arapça mahdyoon’daki forumun adminlerinden biri şöyle yazmış: “Eğer Seyyid Ahmed a.s bir rütbe ya da pozisyon arıyor olsaydı, o zaman politikacılara, bilinen din adamlarına dalkavukluk eder, onlara yakınlaşırdı. Ki böylece politik ve dini en yüksek rütbeyi elde edebilsin! Fakat, Ahmed a.s’ın yaptığı ilk şey, o politikacı ve din adamlarını afişe etmek olmuştur!”



Yani ofis destekçileri bile itiraf ediyor ki, İmam Ahmed a.s kesinlikle böyle birşey yapmayacaktır! O a.s, kesinlikle ne hükümeti, ne politikacıları, ne de onlardan herhangi birilerini pohpohlamayacak ve onlarla işbirliği içinde olmayacaktır!



Ayrıca Imam Ahmed el Hasan a.s Buzağı Cilt 2 syf 174’de demiştir ki:

“Zuhurundan önceki, Kaim a.s’ın işlerini belirtmeden önce, bugün dokunduğumuz acı gerçeği afişe eden bazı hadislere; ki bazıları amelsiz alimler ya da Ehlibeyt Şia’sı olarak ya da Ehlibeyt ashabı olarak kendilerini çağıran kişilere ve aynı zamanda da, ne kötülükten men eden, ne de iyiliği emreden bu kişilere bakmamız gerekmektedir. Onlar, tağutları pohpohlarlar ve onlara boyun eğerler ve onların hükümlerinin peşinde koşarlar. Esasen maalesef, onlar tağutlara çok YARDIM EDERLER, ister korku ile ister hırs ile olsun… Ve bu amelin HARAM olduğuna aldırmadan bunu yaparlar. Esasen, onlar meseleyi, ters çevrilmiş ve deforme olduktan sonra, müsaade edilebilir olarak görmeye başlamışlardır. Ve onlar standartları baş aşağı görmeye başlamışlardır. Ve onlar kötü ameli, iyi olarak görmeye başlamışlardır! Ve onlar, dalalete düştükleri için, korktukları ve hırslı oldukları için; buzağılara, putlara ve heykellere ibadet etmeye alışmışlardır!

Ve ben, İmam Mehdi a.s’ın durumunu izah edecek en iyi sözleri, Kuran ve masumlar a.s’dan olan hadisler haricinde başka bir yerde bulamadım:

Allah svt buyurdu: “Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. ﴾86﴿ Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samirî de aynı şekilde attı.” ﴾87﴿

Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samirî ve adamları) “Bu sizin de ilahınızdır, Mûsâ’nın da ilahıdır. Öyle iken Mûsâ, (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler. ﴾88﴿ Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? ﴾89﴿Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.” ﴾90﴿ Onlar da, “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. ﴾91﴿ Mûsâ: (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” ﴾92-93﴿ Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum” dedi. ﴾94﴿ Mûsâ, “Ya senin derdin neydi ey Samirî?” dedi. ﴾95﴿ Samirî şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi.” ﴾96﴿ Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. ﴾97﴿ Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. (Taha Suresi: 86-98)” Buzağı Cilt 2

Imam Ahmed El Hasan a.s ayrıca buyurmuştur ki: “Ve sakın sevinmeyin, ey Zalimler! Sizi terk ediyor olduğum için ve topraklarınızdan hicrettiğim için sevinmeyin.… Ve babam, bana yaptıklarınızdan ve benim kutsallığımı ihlal etmenizden dolayı, size kızgın ve üzgün bir şekilde gelecektir.” Mehdi a.s ile Buluşma Hutbesi

Ayrıca o a.s demiştir ki: “”Böylece, Musa ile Samiri vardı, tıpkı İsa ile de Yahuda olduğu gibi… Buna benzer olarak, Muhammed saas ile de, Samiri ve yandaşları’nın benzerleri vardı. Ve yine aynı şekilde, Mehdi ile de Samiri ve yandaşları olacaktır. Bu Allah’ın sünnetidir. Ve Allah’ın sünnetinde hiçbir değişklik bulamazsın…” – Cevab’ül Münir

BU YAZI ISIS’I bertaraf etmek için hükümetle işbirliği yapılmak üzere yazılmıştır diyenler:

Yazı açık bir şekilde gösteriyor ki, ofis GENEL OLARAK meclis ile işbirliği yapmak istemektedir!

Ve herkes biraz da olsa politikadan anlıyorsa, o zaman şunu da anlayacaktır! Eğer bir kişi, parlamentoda/mecliste temsilci olacaksa, sadece bazı meselelerle değil, genel olarak tüm meselelerle ilgilenmek zorunda kalacaktır!
H- Pierre (Hidjara).

Salam, Une Pierre-Témoin. H-5. Mahdi est un[…]

A- Nom nouveau du Mahdi.

Salam, Miséricorde partout. A-18. Une sœur r[…]

S- L'Islam comme Religion ?

Salam, Petit Rappel du Rappel. S- 12. Le Ra[…]